Matematik Atölyesi: Taklit #1

(TDK’ya göre taklit “Bir örneğe benzemeye veya benzetmeye çalışma” anlamına gelir. )

Quanta Magazine’de okuduğum bir yazı bana göre tüm eğitim felsefesinin hangi yönde olması gerektiğini anlatıyor. Kevin Hartnett’in 18 Ekim 2017 tarihinde yayınladığı yazının konusu Doğu Asya’da binlerce yıldır oynanan Go oyunuyla ilgili.

AlphaGo isimli, Go oyununu kendi başına oynayabilen bir bilgisayar programı yapan mühendisler, programın versiyonlarında iki farklı yöntem kullanmıştı. İlk yöntemde  programa 100.000 amatör Go müsabakasını yükleyen mühendisler, programın bu müsabakaları tek tek incelemesini sağlamıştı. Böylece oyuncuların stratejilerini çözerek oyunu öğrenen program en iyi Go oyuncusu unvanını almıştı. İkinci yöntemde ise programa sadece oyunun kuralları verilmişti. Böylece program kendi başına Go’yu öğrenip, oyunu oynarken kullanacağı stratejileri yine kendi bulabilecekti. 2017’de çıkarılan AlphaGo Zero isimli versiyon, sadece ikinci yöntemi kullanıyordu. AlphaGo Zero önce boş bir Go tahtasına rastgele şekilde taşları diziyor, sonra zamanla nasıl hamleler yapabileceğini anlamaya çalışıyordu.

indir
Go tahtası ve taşları.

AlphaGo Zero’nun çalıştırılmasından kısa bir süre sonra mühendisler inanılmaz bir sonuçla karşılaşmıştı. Program oyunu kendi kendine öğrenmekle kalmamış, sadece 3 günde yaptığı 4,9 milyon tane antrenmandan sonra binlerce yıldır insanların geliştiremediği stratejiler geliştirmişti. AlphaGo Zero ile programın bir önceki versiyonunu karşı karşıya getiren mühendisler, yeni programın 100 maçın tamamını kazandığını görmüştü. AlphaGo Zero, yapay zekanın ne denli güçlü olduğunu gösteren örneklerden sadece biri. Öyle ki AlphaGo’nun yaratıcılarına göre program maddelerin farklı özelliklerini oluşturan atomik kombinasyonları anlamamıza yardımcı olabilir.

Yeni programın anlattığı başka bir şey daha var. İnsanların stratejilerinden öğrenen, yani taklit eden program dünyanın en iyi Go oyuncusu olmuştu. Kendi kendine oyunu öğrenen, yani taklit etmeyen yeni program ise insanlardan öğrenen programı darmaduman ederek daha iyi olduğunu kanıtlamıştı. AlphaGo’nun bu gelişimi bize eğitimin işleyişi için harika bir örnek veriyor. Gücünün sınırlarını tarif bile edemediğimiz yapay zeka ilk yöntemde olduğu gibi taklit etmeye zorlandığında değil, düşünmesine ve kendi başına sonuç bulmasına izin verilen ikinci yöntem sayesinde potansiyelini daha açık bir şekilde ortaya koyuyor.

Matematik eğitiminde de en kolay yol, taklit etmekten geçer. Düşünmeden, sadece belli yöntemler izlenerek matematik soruları çözülebilir. Fakat bunun kimseye faydası olmaz, çünkü öğrenciler taklit yöntemi yüzünden kendi başlarına düşünmeyi öğrenemez. Bu şekilde matematik öğrenen öğrencilerin büyük kısmı yorum gerektiren problemlerde sıkıntı yaşar. Hatta bazı durumlarda problemdeki en ufak değişimde bile kitlenme yaşandığı görülür.

Bugün dünyanın geri kalanıyla mücadele edebilmek ve gelişmiş bir ülkede yaşayabilmek için mühendislere, yaratıcı insanlara, bilimle uğraşanlara çok ihtiyacımız var. Bir sonraki yazıda matematikte taklit ile özgür düşünce arasındaki farkı örneklerle açıklayacağım.

Go’nun ne olduğu hakkında bilgi edinmek için tıklayın.

M. Serkan Kalaycıoğlu

Leave a Comment

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s